ONLİNE MAKALE GİRİŞİ

Psychiatry & Clinical Psychopharmacology eski adıyla Klinik Psikofarmakoloji Bulteni-Bulletin of Clinical Psychopharmacology


Editorial Manager ® for Psychiatry and Clinical Psychopharmacology

SON DUYURULAR

19/2 Kapak Hikayesi






Eski devrin Gürcan hükümdarı Kâbus Veşmgir’ in akrabasından birinin tedavisine çağrılır. İbni Sina, gayet güzel yüzlü, mütenasip azali bir genç gördü. Traşı gelmiş ve zayıflamıştı. Sonra oturup nabzını tuttu, idrarını isteyip gördü. Sonra bana bütün Gürcan havali ve mahallelerini tanıyan bir adam lazımdır dedi. Getirdiler ve “işte buracıkta” dediler. Ebu Ali hastanın nabzını eline alıp o adama: “ Gürcan civar ve mahallelerini adıyla söyle!” dedi. O adam mahallelerin adlarını söylemeğe başladı.

Bir sokak adını söyleyince hastanın nabzı garip bir hareket yaptı. İbni Sina “ Bu mahalledeki sokakları söyle!” dedi. O adam söylemeğe başladı. Bir sokak adını söyleyince hastanın nabzına o garip hareket yine geldi. Ebu Ali dedi ki: “ Bu sokaktaki bütün adları bilen bir adam lazımdır.” Böyle bir adamı getirdiler. Emir üzerine adam adları söylemeğe başladı. Bir eve gelince o hareket yine oldu. Ebu Ali “ şimdi bir kimse lazım ki bu evdekilerin adlarını tamamıyla bilsin ve söylesin.”dedi. Öyle bir adam getirdiler, isimleri söylemeğe başladı. Bir ad’ a gelince o hareket yine hadis oldu. O vakit İbni Sina “ tamam oldu” dedi. Yüzünü Kâbus’ un mutemetlerine döndürüp “ Bu genç filan mahallede, filan sokakta, filan adlı kıza âşıktır. İlacı o kızın visali, mualecesi onun didarıdır.”dedi. Hasta kulak veriyordu ve hoca Ebu Ali’nin söylediklerini işitip utancından başını yorganın içine çekti. İşin hoca Ebu Ali’nin dediği gibi olduğunu anladılar.

Bu hali Kâbus’a arz ettiler. Kâbus çok taaccüp etti.” Onu bana getirin” dedi. Hoca Ebu Ali’yi Kâbus’un huzuruna getirdiler. Kâbus’ta Ebu Ali’nin resmi vardı, Sultan Yeminüddevle göndermişti. Huzuruna gelince “Sen Ebu Ali’sin” dedi. Hoca “Evet ey Meliki Muazzam” cevabını verdi. Kâbus tahtından indi ve Ebu Ali’yi birkaç adım istikbal etti ve kucakladı. Onunla tahtın önünde serili bir yaygıya oturdular.

Kâbus iltifat ve tazim edip sordu ve dedi ki “Ey ecellü efzal ve Feylesofu ekmel, bu mualecenin keyfiyetini bana mutlaka söyle!” Ebu Ali Sina : “Nabız ve idrarı görünce illetin aşk olduğunu ve sırrını sakladığından halin bu dereceye eriştiği hususunda bana yakîn hâsıl oldu. Eğer ondan sorsam bana doğrusunu söylemeyecekti elimi nabzına koydum. Mahallelerin adlarını söylediler. Maşukun mahallesine gelince aşıkın nabzı oynadı. Bu hareketten bellidir ki maşuk o mahallededir. Sokakların adları söylemelerini emrettim. Maşukun sokağının adını da bildim. Emrettim adları söylediler. Maşukun adına gelince yine o hal zahir oldu, evi de öğrendim. Bütün ev halkının adlarını saymalarını emrettim. Maşukun adını işitince gayetle değişti, bozuldu. Maşuku da bildim. Sonra ona söyledim. İnkâr edemeyip ikrar eyledi.” dedi. Kâbus bu muaceleden çok memnun ve müteaccip oldu. Hakikaten taaccüp yerinde idi. Sonra dedi ki: “ En büyük, en fazıl ve en kamil zat, aşık ve maşuk, her ikisi de kız kardeşlerimin oğlu ve kızlarındandır. Ve birbirlerinin hala zadeleridir. Bir eşref saat ihtiyar et de onların nikâhları kıyılsın.” dedi. Hoca Ebu Ali bir eşref saat ihtiyar etti. Nikah kıyıldı ve âşık maşuk birbirine kavuştular ve o güzel genç, Padişah zade, ölüm haline geldiği o hastalıktan kurtuldu. İbni Sina bu suretle göze batmadan bir boşaltma tedavisi yapmış oluyordu ( Gökay F.K, İbni Sina’nın Türk ve Dünya tıp edebiyatındaki yeri, yazısından alınmıştır.)