ONLİNE MAKALE GİRİŞİ

Psychiatry & Clinical Psychopharmacology eski adıyla Klinik Psikofarmakoloji Bulteni-Bulletin of Clinical Psychopharmacology


Editorial Manager ® for Psychiatry and Clinical Psychopharmacology

SON DUYURULAR

19/3 Kapak Hikayesi






Şerefeddin Sabuncuoğlu (1386-1470); SULTANLARIN HEKİMİ,

Şerefeddin Sabuncuoğlu, Fatih Sultan Mehmet zamanında Amasya’da yaşamış, ve dünya tıbbına çok ciddi katkıları olmuş, evrensel bir Türk hekimidir. Bu değerli bilim insanı hakkındaki ilk el yazması kitabı “Cerrahiyyetü’l Haniyye” Prof. Dr. Süheyl Ünver tarafından keşfedildi. Daha sonra 1992 yılında Prof. İlter Uzel, bu eseri “Cerrahiyyetü’l Haniyye” adıyla günümüz Türkçe’si ile yayınlamıştır.

Şerefeddin Sabuncuoğlu,daha çok diş hekimliği, cerrahi, farmokoterapi v.b.gibi çeşitli hekimlik alanlarında da faaliyet göstermiştir. Psikiyatri alanındaki çalışmalarını ise 1996 yılına kadar bilinmemekteydi. Doç.Dr. Osman Sabuncuoğlu bir nüshası İstanbul Beyazıt Devlet Kütüphanesi’nde bulunan Şerefeddin Sabuncuoğlu’nun Cerrahiyyetü’l Haniyye” kitabından tarattığı ve dergimizin bu sayısınin kapağında da yer alan yer alan minyatürü dünyaca ünlü American Journal of Psychiatry dergisinin 1996 yılı 163. cildi Aralık ayı sayısı kapağında yayınlatarak Şerefeddin Sabuncuoğlu’nun psikiyatri alanında da çalıştığını ilk defa tüm dünyaya tanıtmıştır. Aynı minyatürlerin taramasını bizimle de paylaştığı için kendisine müteşekkiriz.

Bilindiği gibi, modern psikiyatri tarihi yaklaşık 200 yıl öncesine dayanmaktadır. Halbuki, Şerefeddin Sabuncuoğlu’nun el yazmalarında psikiyatri alanındaki tedavilerini anlattığı eseri 500 yıl önce telif edilmiştir. “Cerrahiyyetü’l Haniyye” adlı eserinde Şerefeddin Sabuncuoğlu,, “Mâl-i Hülya” ‘hülyaya meyil’olarak ifade edilebilecek bir psikiyatrik tablodan bahsetmekte ve bu hastalığı, kızdırılan bir demiri başın koronal bölgesine yaklaştırmak suretiyle nasıl tedavi ettiğini resimli olarak anlatmaktadır. “Mâl-i Hülya” günümüzdeki “korkular”, “obsesyonlar” ve “depresyon”un görüldüğü bir ruhsal bozukluğa karşılık gelmektedir.

Ayrıca Şerefeddin Sabuncuoğlu’nun, o gün bile mesleğini icra ederken bütünüyle insancıl ve zarar vermeyen bir yaklaşım içinde olduğu anlaşılmaktadır. Bilindiği gibi, bu günkü modern tedavi yaklaşımında da bu gibi hastalara önce ilaç verilmekte, daha dirençli olgularda ise EKT yapılmaktadır.

Bir diğer önemli husus da şudur ki, Arapça ve Farsça’nın hakim olduğu bir devirde Cerrahiyyetü’l Haniyye, 500 yıl önce Türkçe yazılmış bir eser olarak da tıp tarihinde ayrı bir önemi haizdir. Yunanca, Arapça, Farsça bilmesine karşın Türkçe’yi tercih eden Şerefeddin Sabuncuoğlu eserinde: “Anadolu’da bütün hekimler Türkçe bildiği için Türkçe yazmayı tercih ettim” diyerek eserini bilinçli olarak Türkçe yazdığını belirtmiştir.

Sonuç olarak; Cerrahiyyetü’l Haniyye kitabının bir nüshası İstanbul Beyazıt Devlet Kütüphanesi’nde bulunan bu kıymetli bilim insanı, cerrahi bilimlerin yanında psikiyatri bilimine de önemli katkılar yapmış olup, yapmış olduğu bu katkıların, “psikiyatri tarihindeki yıldızın parladığı anlardan birisi” olarak kabul edilmesi gerektiği kanaatindeyiz.

Kaynak:

http://www.osmansabuncuoglu.com/SerefeddinSabuncuoglu/Serefeddin%20Sabuncuoglu.htm